• Berk Keskin

Astro Sohbet Bölüm 1: Prof. Dr. Carlo Rovelli!



Değerli okurlarımız, sitemizde ve YouTube kanalımızda bol bol göreceğiniz röportajlarımızın ilkine hoş geldiniz. Bugün kendisiyle tanışmaktan ve konuşmaktan gurur duyduğum çok kıymetli hocam Carlo Rovelli konuğumuz.


Carlo Rovelli , İtalya'da, Amerika Birleşik Devletleri'nde ve 2000'den beri Fransa'da çalışan İtalyan bir teorik fizikçi ve 'Ya Zaman Var Olmasaydı?', 'Fizik Üzerine Yedi Kısa Ders', 'Gerçeklik Göründüğü Gibi Değildir', 'Miletli Anaksimandros ya da Bilimsel Düşüncenin Doğuşu' kitaplarının yazarıdır.


Popüler bilim kitabı ''Fizik Üzerine Yedi Kısa Ders'' orijinal olarak 2014'te İtalyanca olarak yayınlandı. 41 dile çevrildi ve dünya çapında bir milyondan fazla sattı. 2019 yılında ''Foreign Policy'' dergisi tarafından en etkili 100 küresel düşünür listesine dahil edildi.


Biyografisini birde kendisinden dinleyelim:


''Verona, İtalya’da doğdum ve tüm eğitimimi İtalya’da tamamladım. Benim de aktif olarak katıldığım yoğun siyasi kargaşa döneminde İtalya’da Bologna Üniversitesi’ne gittim. O dönem çok seyahat ettim ve hippi kültüründen çok etkilendim. Bilimsel araştırma yapmaya yirmili yaşlarımın sonlarında ilgi duymaya başladım. Kendimi araştırmaya kaptırdım ve tekrar seyahat ettim. Bu sefer dünyanın dört bir tarafındaki bilim insanlarıyla buluştum ve ilk makalelerimi yazmaya başladım. Amerika’da fakülte kadrosuna alındım ve 10 yılımı orada geçirdim. 2000 yılında Avrupa’ya geri döndüm ve Fransa’da Marsilya Üniversitesi’nde bir araştırma ekibi kurduk. Benim çalışmalarım çoğunlukla kuantum yerçekimi ve diğerleriyle birlikte geliştirdiğimiz Loop Teorisi üzerine oldu. Bunlara ek olarak mekan ve zamanın doğası üzerine çalıştım ve kuantum teorisini anlamlandırmak üzerine çalışmaktayım. Geniş kitlelere yazmaya sadece 10 yıl kadar önce başladım.''

Not: Röportajı 1 Ocak 2021 tarihinde başka bir site için yapmıştım fakat bazı sebeplerden dolayı o dönem yayınlanamadı.


- 1 Ocak 2021 tarihinde yaptığımız görüşmeden bir kare-


Berk: Hocam merhaba, davetimi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. İlk olarak yeni kitabınız 'Helgoland' hakkında konuşmak istiyorum. Kitabınızın içeriğinden bahsedebilir misiniz?


Carlo Rovelli: Merhaba Berk, beni davet ettiğin için ben teşekkür ederim. Kitabın konusu kuantum teorisi.


Berk: Heisenberg'ten bahsettiğinizi okumuştum.


Carlo Rovelli: Evet. Kuantum teorisi ve kitabın başlığı olan Helgoland adasını anlamlandırmaya çalıştığım bir kitap. Bu ada kuzey denizinde bulunan çok ıssız ve kayalık bir ada. Heisenberg 1925 yılında henüz 23 yaşındayken o adaya gidiyor. Sen kaç yaşındasın Berk?


Berk: 18


Carlo Rovelli: Pekala, hala 5 yıl kadar bir zamanın var. Heisenberg o adaya gittiğinde 23 yaşındaydı ve kuntum teorisine doğru çok önemli bir adım attı.


- 1 Ocak 2021 tarihinde yaptığımız görüşmeden bir kare-


Berk: O zaman güzel bir kuantum sorusuyla devam etmek istiyorum. Kuantum mekaniğini her alanda kullanmamıza rağmen, hala bizi şaşırtan yönler var. Einstein'ın bu teorinin henüz tamamlanmadığı fikrine katılıyor musunuz?


Carlo Rovelli: Hayır katılmıyorum. Ve bence bu soru çok doğru bir soru, kuantum teorisini pek çok alanda ve her zaman kullanıyoruz fakat kafamız hala çok karışık. Ama bence çok radikal olduğu için gerçeğe bakışımızı değiştiriyor ve aslında kitapta da (Helgoland) tartıştığım bu. Sanırım buna alışmalı ve gerçekte bize ne anlattığını öğrenmeliyiz.


Bu yüzden, Einstein'ı tam olarak bu noktada uzun süredir eleştiren Bohr'a katılmayı tercih ediyorum. Einstein bir şekilde kuantum teorisinin önemini elbette fark etti ama onu daha iyi anlayabilmek için değiştirilmesi gerektiğini düşündü, ona göre bir şeyler eksikti. Bohr hayır diyerek tepki verdi, doğa yeterince garip, doğayı tuhaflığı içinde anlamamız ve onu anlayabilmek için fikrimizi değiştirmemiz gerekiyor.


Berk: Cevabınız için teşekkür ediyorum ve bir başka kuantum sorusuyla devam etmek istiyorum. İlmek Kuantum kütle çekim teorinizden bahsedebilir misiniz? Bu teorinin Sicim teorisinden farkı ne?


Carlo Rovelli: Önce ikinci sorudan başlayayım. Aralarında iki tür farklılık vardır. Her şeyden önce sicim teorisi, fiziği bitirme ve her şeyin ondan düştüğü kapsamlı bir teoriye sahip olma girişimidir. İlmek kuantum kütle çekimi ise yerçekiminin kuantum yönünün ve uzay-zamanın kuantum yönünün bir teorisidir, yani birleşik bir teori değildir. Ancak bunun sicim teorisinden çok daha eksiksiz ve gelişmiş bir teori olduğunu düşünüyorum. Sicim teorisi şu ya da bu şeklinde tam bir teori değil, şu an için çok düzensiz, onu iyi anlamıyoruz ve pek iyi çalışmıyor çünkü bizim bilmediğimiz birçok şeyi öngörüyor. Örneğin tahmin edilen süpersimetrik parçacıklar Cern'de görülmedi.


İlmek kuantum kütle çekimi daha düzenlidir, sadece bir kuantum kütle çekim teorisidir ve tahmin ettiği şey; içine daldığımız uzayın sürekli olmadığıdır, elektromanyetik alan gibi granüler bir yapıda olduğudur (foton parçacıkları tarafından yapılır), yani uzayın kendisi uzay parçacıklarından oluşur. Ama burada ki kilit nokta, bu uzay parçacıkları uzayda hareket etmiyorlar, uzayın kendisini oluşturuyorlar. İçinde bulunduğumuz uzayın, ilmek kuantum kütle çekimi matematiği tarafından iyi tanımlanan bir kuantum yönü var ve bence şu anki durum iyi, teori birkaç versiyonda mevcut. Teori sağlam temellere sahip, iyi bir felsefesi var. Onu anlıyoruz  ve eksik olan şey, bazı deneysel doğrulamalar, doğrulanacak bazı tahminler var ve bu nedenle teori hala geçici bir teori çünkü elimizde ampirik desteğimiz yok. Ama dünya için olası bir teorimiz var.



- 1 Ocak 2021 tarihinde yaptığımız görüşmeden bir kare-


Berk: Açıklayıcı cevabınız için teşekkür ediyorum. Peki 'Her Şeyin Teorisi' nin olabileceğine inanıyor musunuz? Böyle bir şey mümkün mü?


Carlo Rovelli: Bence şu aşamada bu duruma çok çok uzağız. Bu yüzden bizim ulaşabileceğimizi sanmıyorum ama gelecekte ne olur bilmiyorum. Bazı fizikçilerin aradığı anlamda her şeyin bir teorisini bulacağımızdan şüpheliyim. Şu an için, karanlık maddenin ne olduğunu bilmiyoruz, enerjimizde neler olduğunu bilmiyoruz, evren hakkında bilmediğimiz çok şey var.


Bilim tarihinde de sık sık bilim adamları nihai teoriyi bulmak için konuşurlar ama bilimlerin çalışma şekli bu değildir, asla nihai teoriler değildir. Doğayı anlamada adım adım gitmelisiniz ve her zaman ''Bu adım harika ama sonraki adım daha da harika olacak'' bu şekilde ilerlemeliyiz ki günden güne basamaklar daha da gelişsin.


Berk: Fizik ve felsefe ilişkisine değinmek istiyorum. Kitaplarınızda hem fizik hem de felsefe mükemmel bir bütünlük içinde. Özellikle Anaksimandros kitabınızı okurken çok etkilendim ama fiziği ve felsefeyi birlikte kullanmanın yanlış olduğunu düşünenler var. Anaksimandros kitabınızdan ve fizik felsefesi ilişkisinden bahsedebilir misiniz?


Carlo Rovelli: Anaksimandros ile başlayayım çünkü o şu an Türkiye'de bulunan Milet Antik Kenti'nde yaşıyordu. Milet, Türkiye'nin Akdeniz kıyısında bulunan, Yunan kolonilerinin yerleştiği ve sahilin arkasındaki dağlarda bulunan Lidya krallıkları ile ilişkileri olan bir şehirdir. Ve Anaksimandros bence büyük bir düşünür ve Tales'in öğrencisi olduğu için tam olarak tanınmadığını düşünüyorum. Bazen felsefe kitaplarında Tales ve Anaksimandros ile birlikte Milet okulunu felsefenin başlangıcı olarak sunarlar. Ama bence bu okul bundan çok daha fazlasını yaptı, aynı zamanda bilime dönüşen süreci de başlattı. Bir şekilde onun ilk filozof ilk bilim insanı olduğunu söyleyebiliriz, belki biraz abartılı bulabilirsiniz çünkü birçok insan için ilk bilim adamı diyebilirsiniz, ama bu, çok önemli bir insan türünün doğayı anlama ve rasyonel düşünceye doğru önemli bir adım attığı bir andır ve bunu ilk anlayan kişidir. ''Gökyüzü sadece Dünya'nın üstünde değil, Dünya'nın her yerindedir ve bu yüzden Dünya göğün ortasında yüzen bir taş gibidir.''. O harika bir karakter, her türlü şeyi anladı ve bugün bilim dediğimiz dünyayı anlama çabamızı, natüralist yaklaşımı, başlattı.


Sorunun ilk kısmına gelirsek bilim ve felsefe farklı disiplinlere sahipler. İkisini karıştıramayız, yani bir filozof belirli türde sorular sorar tartışır, bilim farklı yöntemleri kullanır matematiği kullanır deneyleri kullanır ve araştırır. Ancak bu çeşitlilikte bilim ve felsefe arasındaki tarihsel ilişki her zaman çok çok katı olmuştur. Filozoflar bilimi görmezden gelemezler çünkü dünya hakkında bildiğimiz şey bu ama aynı zamanda karşıt bilim adamları da felsefeyi görmezden gelemezler. Anaksimadros'dan Newton'a, Kopernik'ten Einstein'a, Heisenberg'ten Bohr'a bahsettiğimiz tüm bu büyük bilim adamlarının hepsi felsefe eğitimi almış, büyük filozofları okumuşlardı. Felsefe, zihninizi açar, karmaşıklığı düşünmenizi sağlar. Bazı bilim adamları sadece küçük bir şeye odaklanır ve büyük resmi göremez. Örneğin Einstein, 20. yüzyılın en büyük bilim adamı, 15 yaşındayken Kant'ın bütün kitaplarını okudu, yani senden daha gençken Berk, Schopenhauer'u da okudu , Marx'ı da okudu, Leibniz'i de okudu .


Yani felsefe Einstein için de Heisenberg için de önemliydi, bu yüzden bunların ayrı araştırmalar olduğu fikrinin yanlış olduğunu düşünüyorum. Sorun dünyayı anlamak ve dünyayı iyi anlamıyoruz, onu biraz anlıyoruz. Bazı teknik araçlara ihtiyacımız var, deneylere ihtiyacımız var, matematikçilere ihtiyacımız var ,filozoflara ihtiyacımız var ve teorik fizikçilere de ihtiyacımız var. Bence, birlikte hareket eden tüm bu çalışmaların bir kombinasyonu düzenli bir şekilde ilerleyerek dünyayı anlamamızı artırıyor.


- ''GENERAL RELATIVITY: THE ESSENTIALS'' kitabının tanıtımından bir kare 17.09.2021-


Berk: Kesinlikle katılıyorum. Diğer sorulara göre biraz daha kişisel bir soruyla devam etmek istiyorum. Fizikçi olmaya nasıl karar verdiniz?


Carlo Rovelli: Ben çok geç karar verdim. O dönemlerde çok meraklıydım, her türlü şeyle ilgileniyordum ama fizik bunların içinde değildi. İtalya'da liseyi bitirdiğinizde yani 18 yaşınızda hangi üniversitede nereye gideceğinize karar vermeniz gerekiyor. Bende fiziği seçtim ama benimki biraz rastgele olmuştu. Şanslıydım çünkü üniversiteye gittim. Dediğim gibi o dönem çok meraklıydım; siyasete ve seyahate çok meraklıydım, her şeyi okuyordum, insanlarla tanışıyordum, arkadaşlar ediniyordum ama bilimle pek ilgilenmediğim için öğrenci olarak yapmam gerekenleri yapmıyordum hatta sınavlara bile geç kalıyordum.


Ama sonra bir noktada bazı sınavlar için çalışırken şunları demeye başladım 'Bu harika', 'Bu çok güzel', 'Bu çok inanılmaz'. Einstein, Heisenberg, görelilik ve kuantum mekaniği hakkında çalışmaya başladığımda bu bana sihir gibi geldi ve aşık oldum. Ben senin yaşında değildim senden çok daha büyüktüm belki 24 yaşındaydım. Fiziğin böyle bir şey olduğunu bilmiyordum ve o noktada sevdim, ona aşık oldum ve ayrıca iyi olduğumu fark ettim. Sorunları çözebiliyordum arkadaşlarıma yardım ediyordum ve onlardan yardım istemiyordum, bu yüzden iyi olduğumu söyledim. Bunu seviyordum yapmak istediğim şeydi ve benim için de iyi bir yoldu. Bir bilim insanı olarak düşünebileceğiniz çok fazla özgürlüğe sahipsiniz, sabahları işe gitme ve orada da sürekli' Evet efendim' deme deriniz yok. Bu işi yaparken kendin olabilirsin ve bende bunu seviyorum.


Berk: Zaman kavramına da değinmek istiyorum çünkü zamana algımız yıllardır sürekli değişti ve hala değişmeye devam ediyor. Zaman nedir?


Carlo Rovelli: Zamanla ilgili yazdığım 'Zamanın Düzeni' kitabıma değindin. Sanırım sorduğun bu soru karmaşık bir soru çünkü cevabı karmaşık.


Berk: Evet. İzninizle soruma şunu da eklemek istiyorum, zaman öznel bir kavram mı yoksa genel bir kavram mı?


Carlo Rovelli: Cevap her ikisi de çünkü zaman tek bir şey değil. Zaman dediğimizde, zamanın bildiğimiz zaman olduğunu düşünüyoruz ve hepimiz zamanın ne olduğunu biliyoruz. Ancak bu yanlıştır çünkü zaman karmaşık bir kavramdır. Zaman dediğimizde aslında her türlü şeyi kastediyoruz. Bunların bazıları kendi psikolojimizle, beynimizin işleyişiyle çok ilgili çünkü zaman dediğimizde, gerçekten geçmiş anılarımızı, şimdiki zaman algımızı, geleceğe dair beklentilerimizi kastediyoruz ve bunlar beynimizde olan şeyler. Ama elbette zamanın beynimizde olmayan bir yönü de var, dünyanın dışında olan saatlerin tik taklarını biliyorsunuz. Ama statik bir saat, zamanla kastettiğimiz şeyin tüm karmaşıklığına sahip değildir ve deneyimlerimizde saatlerin işleme şekli hep birlikte, hepsi aynı oranda, bu çok özel bir yoldur çünkü fizikten biliyoruz eğer bir saat çok hızlı hareket ederse, diğeriyle aynı hızda 'tik tak- tik tak' diye ilerlemez, bu nedenle gerçekten genel bir saat yoktur.


Görüyorsunuz ki, bir kişisel zaman var, duygusal zaman var, bizim hafıza algımızın bir zamanı var, saatin bir zamanı var ama o bile zamanın ötesinde bir zaman var. Çünkü tüm saatler farklı bir hızda ilerliyor ve uzay zamanının kuantum özelliklerine sahip olduğu kuantum yerçekimine giderseniz, orada zaman kavramı daha da az yapılandırılmıştır. Yani eğer zamanın kaç olduğunu anlamak istiyorsak onu çeşitli katmanlara ayırmamız ve ''Tamam bu beynime, termodinamiğe, mekaniğe bağlı bir şey'' dememiz gerekiyor. Fakat eğer kuantum yerçekimini sonlandırırsanız o işte bambaşka bir mevzu..


Yani zaman sorununun güzelliği bu, onu ayırmamız gereken birçok katmanı var bu yüzden de zaman nedir sorusuna net bir cevap veremiyoruz.


- Carlo Rovelli ve Benedict Cumberbatch. 'Fizik Üzerine Yedi Kısa Ders' kitabının seslendirilmesi için buluştukları gün-

-05.03.2018-


Berk: Son olarak size şu soruyu sormak istiyorum. Dünya dışı yaşama ve uzaylılara inanıyor musunuz?


Carlo Rovelli: Bu tek bir soru gibi gözüküyor ama aslında iki farklı soru.


Berk: Evet ve son zamanların en popüler sorularından.


Carlo Rovelli: Evet bu çok popüler bir soru. Evrende çok uzaklarda, dünyadaki yaşam gibi şeyler, hatta dünyadaki zeka gibi şeyler olduğunu düşünüyor muyum, evet düşünüyorum. Kimsenin kesin olarak bildiğinden emin değilim ama bahse girmem gerekseydi, bahse girerim yaşamın olduğunu söylerdim ve neden olarak evrenin bu kadar büyük olduğundan bahsederim çünkü evrenin ne kadar büyük olduğunu anlamak gerçekten zor. Demek istediğim, galaksimizde yüz milyarlarca yıldız var ve artık biliyoruz ki bu yıldızların her birinin çevresinde buna çok benzeyen gezegenler var. Yani Dünya gibi yüz milyarlarca var ama tabi ki hiçbiri dünyamız gibi değil yani bizim gibi davranışlar sergileyen yalnızca biz varız. Ve bu sadece bir galakside gerçekleşen bir kısım, dışarıda milyarlarca galaksi var bu yüzden evren o kadar muazzam ki çok özel bir şeyin sadece dünyada gerçekleştiğine inanmak bence saçmalık.


Yani tabii ki bizim gibi başka şeyler de var, muhtemelen tam olarak bizim gibi değil, bitkiler farklı, hayvanlar farklı ve Türkiye ile İtalya gibi değil, çok farklı şeyler belki de atmosfer gazı farklı belki zekiler, kim bilir? Demek istediğim şu ki, doğa bizim hayal gücümüzden çok daha fazlasına sahip. Yani evet, bence dışarıda her türden şey var. Şimdi bu şeylerle bu konuda iletişim kurabilmemiz için bir şans olduğunu düşünüyor muyum, bazı uzaylılar dünyaya gelip bir uçan daire içinde görünebilirler mi, bence hayır. Bence tüm bu uçan şeyler tamamen fantezi tamamen hayal gücü. Eğer bizimle iletişim kuran başka bir uygarlık olsaydı bunu çok açık bir şekilde bilirdik bu yüzden bence tüm bunlar saçmalık. Bu UFO (Unidentified Flying Object/tanımlanamayan uçan nesne) ve uzaylılar falan çok saçma geliyor.

48 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör