top of page
  • Yazarın fotoğrafıZeynep Çakıroğlu

Dünyanın En Dayanıklı Canlıları: Su Ayıları


İnsanlığın eski zamanlarından beri uzay, hep merak konusuydu. Bazılarının gözünde yıldızlar ateş topları, bazılarına göre tanrılardı. Bazıları Dünya Evren’in merkezindedir demiş, bazıları Dünya’yı düz sanmıştı. Ama çoğunun içindeki bu merak duygusu hiç sönmemiş, hakkında efsane anlattıkları o gök cisimlerini yakından görmek hayallerini süslemişti. Bilim geliştikçe insanlığın bu hayalini gerçekleştirme yolunda kararlı adımlar atıldı.


1969’da Ay’a atılan adım, bu adımların en büyüğüydü. O gün Dünya dışında yaşama fikrinin tohumları ekilmişti, zamanın ve teknolojinin ilerlemesiyle birlikte de asteroid madenciliği, Mars’ta koloni kurma ve Ay’a seyahat gibi fikirler ortaya atılmaya başlandı. Her ne kadar geniş

kozmosu keşfetmek çekici gelse de bunun kolay olmadığı kesin. Bunun sebebi uzayın ölümcül koşulları: uç sıcaklıklar, aşırı radyasyon, mikro yerçekimi, şiddetli fırtınalar, zehirli atmosfer ve daha fazla olumsuz etmen. Dünya’daki ekosisteme adapte olmuş insanları bu ekstrem şartlarda canlı tutmak epey emek ve para istiyor fakat bir canlı için bunların

hiçbirine gerek yok: su ayıları.

Su ayıları diğer ismiyle tardigratlar, 0.1 ila 1 milimetre arasında değişen uzunluğa sahip mikroskobik, omurgasız hayvanlardır. 6-8 adet bacakları, bunların uçlarında da pençeleri vardır ve deri solunumu yaparlar. Denizlerde, tatlı sularda, karalarda yaşayan bu şirin canlılar alg, siyanobakteri ve yosunlarla beslenirler. Bilinen en dayanıklı hayvanlardır. Mutlak sıcaklık olan -273.15° Celsius’tan – ki bu sıcaklıkta maddenin iç enerjisi sıfıra eşittir ve teorik olarak maddeyi daha da soğutmak mümkün değildir- sadece 1.15 derece daha sıcakta ve 150 derecede hayatta kalmayı başarabiliyorlar. Bu inanılmaz sıcaklık toleransına sahip su ayıları Everest’in zirvesinden okyanusun derinliklerindeki Mariana Çukuru’na kadar Dünya’daki her yerde yaşayabildikleri gibi 2007’de yapılan deneyle beraber uzay boşluğunda da yaşamlarını

sürdürebildikleri görüldü.


3000 tardigrat FOTON-M3 görevi kapsamında özel bir kapsülün içinde Dünya’nın alçak yörüngesinde 12 gün boyunca uzay boşluğunda kaldılar. %68 i Dünya’ya döndükten sonra evrimsel süreçteki en önemli görevleri olan üreme yetilerini sürdürmeyi başardı. Bu deneyde ekstrem sıcaklıklar dışında yüksek derecede radyasyona da maruz kaldılar. Normalde iyonlaştırıcı radyasyon DNA molekülünde kırılmalar gibi farklı şekillerde hasarlara sebep olarak kanser ve çeşitli genetik bozukluklara yol açar. İnsanlar için 5-10 Gy gama ışını öldürücü iken su ayıları için bu değerin 5000 Gy’e kadar çıktığı görüldü. Bu yeteneklerinin altındaki genetik miras 2016’da Dsup adı verilen bir proteinin keşfiyle aydınlatıldı. Bu Tardigratlara özgü

protein, adeta bir zırh gibi DNA’ yı sararak onu parçalanmasına aracılık eden hidroksil radikallerinden koruyor. Dsup, ileride genetik mühendisliğinin zenginlikleri sayesinde radyasyona maruz kalmış insanlar için bir ışık olabilir. Belki de bu şekilde su ayılarını taklit edip

genlerimizi uzaydaki radyasyona dayanmaya manipüle edebiliriz.



Tardigratları diğer tüm hayvanlardan daha dayanıklı yapan bir diğer sır ise kriptobiyoz formuna geçebilmeleri. Bu forma geçtiklerinde yaşam koşulları elverişli olana kadar metabolizma, büyüme, üreme, yaşlanma gibi fizyolojik aktiviteleri geçici olarak yavaşlar, neredeyse durma noktasına gelir. Bir süre (bu süre 10 seneye kadar çıkabilir) böyle kaldıktan sonra sadece birkaç damla suyla aktifleşirler.




Kuraklık, yüksek basınç, düşük oksijen miktarı, düşük sıcaklık ve yüksek ozmotik basınçta hayatta kalmak için evrimleşmiş ayrı ayrı kriptobiyoz çeşitlerine sahiplerdir. Evrimsel süreç bu hayvanlar için gerçekten ölümsüzlüğü hedeflemiş gibi duruyor.

İlk yıldızlararası seyahat için de yolcu olarak su ayıları düşünülüyor. Kütlelerinin az olması sayesinde teoride ışık hızına yakın hızlarda yol alabilirler. (e=mc2 ) Bu yolculuk sayesinde hayvanların böylesi yüksek hızda öğrenilmiş davranışlarını ne kadar iyi hatırladıklarını ve fizyolojik aktivitelerinin nasıl etkilendiği hakkında bilgi verebilir. Yakın gelecekte yolcular Tardigratlar yerine daha kompleks canlılar ve hatta insanlar olduğunda nelerle karşılaşacağımız konusunda şimdiden bir takım bilgiler ediniyoruz.


Kısacası bu mucizevi hayvanların sıradışı genetiği günümüz ve

gelecekteki bilimde birçok yeni kapı açılacak ve yarım kalan sorunların

cevabı olacak.



33 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page